.

Gündüz Gece 4

0 yorum
(Kafede oturmaktadır. Telaşlıdır. etrafa bakınmaktadır. Hamit gelir.)
Hamit : Merhaba
Burcu : (Sinirli) Ne istiyorsun yine!
Hamit : Dur sinirlenme hemen, sadece anlaşmamıza uymadığına dair haberler alıyorum.
Burcu : Ne saçmalıyorsun! Dediklerini harfiyen yaptım ya!
Hamit : Geçenlerde sahilde birlikte otururken görülmüşsünüz. Neden bir araya geldiniz? Görüşmeyeceğin konusunda anlaşmıştık.
Burcu : (Şaşırarak) O mu ? Eee... Şey... Sadece son bir kez benimle konuşmak istemiş.
Hamit : Ne konuştunuz?
Burcu : (üzülerek)Beni nasıl yüz üstü bıraktın diye söylendi durdu.
Hamit : Sen ne dedin.
Burcu : (Ağlamaklı) Bir şey diyemedim. Sonra da kalktı gitti zaten.
Hamit : İyi bakalım. Biliyorsun bunu ikinizin de iyiliği için yapıyorsun. Duygularına yenilme. Bir daha ararsa da bana haber ver. Bak sakın unutma.
Burcu : Tamam be! Artık konuşmak istemiyorum, lütfen gider misin (ağlamaklı)
Hamit : Tamam. Bana kızma ama ben sadece ikinizin de iyiliğini düşünüyorum. Şimdi gidiyorum. Herhangi bir ihtiyacın olursa ara. Mevzu ne ise hallederiz.
Burcu : Senden hiçbir şey istemiyorum. Bundan sonra bir daha karşıma çıkma yeter!
Hamit : Tamam. Sen sözünü tutarsan bende sözümü tutarım. Anlaştık mı ?
Burcu : Defol!
Hamit : Bir daha görüşmek zorunda kalmayız umarım kendine iyi bak.
Burcu : [ Nedir bu benim çektiğim. Sevdiğimden ayrıyım ve bunun sebebi benim nasıl bir sınavdır bu Allah'ım!]




Gündüz Gece 3

0 yorum
(mekan bir birahanedir)
Demir:(iç çeker ve birasından bir yudum alır; kendikendine) Yaa sen gideli ne kadar oldu hatırlamıyorum bile.

(daha arka masaların birinde demiri görmeden)
Burcu:Keşke o gün gitmeseydim ne kadar oldu bilmiyorum.

Demir:Keşke şuan burada olsan.

Burcu:Buralardasın sanki kokun geliyor burnuma (çevresine boş boş bakar) keşke bu koku sahi olsaydı fakat anlıyorumki hala senin hayalin.

Demir:Nerdesin, kimlesin keşke bilebilsem.

Burcu:Acaba evlendin mi yoksa bu şehirde sırf ben varım diye terk mi ettin keşke bilebilsem.

Demir: Keşke...

Burcu:Senin hakkında bu kadar bilgisiz kalmaktan nefret ediyorum.

Demir:seni ben hala çok seviyorum.

Burcu: O İlayda denen şeytan hala yakanda değilmi.

Demir:Yokluğunu başka bedenler bastırmıyor.

Burcu:Ferit keşke hala Demire ait olduğumu bilsen.

Demir: Keşke...

Burcu:Keşkelere sığınmaktan nefret ediyorum.

Demir:Bana ne olur de!(ağlamaklı) Ne olur!

Burcu:(ağlamaklı) Sana yalan söylemekdi belkide en büyük hatam yada yalanların arkasına sığınıp beni koruduklarını zannetmek.

Demir:Hatalıydın sevgilim benim olduğum kadar.

Burcu:Evet hatalıydım. Ve yalancıydım senin bana yalancı olduğun kadar.

Demir:Ne değişti şimdi.Daha büyük yalanların kölesi oldum ve azad edilmeyeceğim biliyorum.

Burcu: Ama artık bu hiçbirşeyi değiştirmez(der ve birasını yarım bırakıp mekanı terkeder)

Demir:Kokun hala burnumda sanki burdaymışsın gibi(der ve birasını bitirip mekanda sızar)

Gündüz Gece 2

1 yorum
(Akşam olmaktadır. Güneş batmaktadır. Sahilde yürümektedir.)


İlayda : Sevgilim ne güzel değil mi ? Bak güneş batıyor.
Demir : Güneşin batması mı güzel?
İlayda : Bak ne güzel manzara işte. (Duraksar) Neyin var sevgilim? Bak küseceğim ha.
Demir : Yok bir şey öyle dalmışım sadece. Evet çok güzelmiş.
İlayda : Yok sende bir şey var. Anlatacaksın.
Demir : Bir şey yok dedim ya ilayda.
İlayda : Peki söyle bakalım ben sana az önce ne dedim?
Demir : Nasıl ne dedin? Manazara güzel dedin.
İlayda : Hayır ondan önce ne dedim söyle bakalım.
Demir : (Düşünür.) Valla hatırlarmıyorum dalmışım öyle.
İlayda : Küstüm! Ne bu ? Bir günü kendimize ayırdık güya. Ne olur işi gücü unutsan !
Demir : Tamam, tamam, hadi ne yapalım bakalım bugün.
İlayda : Öyle dalmak yok tamam mı?
Demir : Tamam dedim ya. Hadi ne yapalım?
İlayda : Lunaparka gidelim.
Demir : Lunaparkta ne yapacağız?
İlayda : Birlikte çarpışan arabaya bineriz, sonra ne bileyim gondola bineriz.
Demir : Ne işimiz var şimdi lunaparkta, iyi hadi gidelim bakalım.


(Burcu yanında Ferit'le birlikte oturmaktadır.)
Ferit   : Aşkım,
Burcu : Efendim
Ferit   : Sen olmasan ne yapardım bilmiyorum. Sana baktıkça ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum.
(Burcu tebessüm eder)
Ferit   : Gel sana bir sürprizim var bugün.
Burcu : Ne sürpriziymiş bu?
Ferit   : Öyle olmaz söylersem ne sürprizi kalır.
Burcu : İyi bakalım gidelim.
Ferit   : Garson! Hesap lütfen.


(Lunapark, Demir İlaydayla Çarpışan arabaların önünde sıra beklemektedir)
İlayda : Ne güzel değil mi? Biz şu maviye binelim o daha hızlı.
Demir : Tamam ona bineriz. [ çarpılan  çok severdi çarpılan arabaya binmeyi ne de güzeldi. ne yapıyorum ben Allah'ım! ] İlayda başka bir şey yapalım, çocuk muyuz biz? Çarpışan araba da ne oluyor?
İlayda : (sitemkar) Olmaz! Söz verdin bir kere! bineceğiz! Lütfen ama lütfen.
Demir : [Ah bir bilsen neler anımsatıyor bana sende binmek istemezsin. ] (sıkılarak) İyi yamam bineceğiz, tamam.
İlayda : (Demiri öper) Sözünü tutan aşkım benim.


(Burcu'yla Ferit bir çay bahçesinde oturmaktadır.)
Ferit   : Bak hayatım, şu manzarayı görüyor musun? Ne kadar güzel değil mi ?
Burcu : Hı hı, evet çok güzel.
Ferit   : Aşkım, bu aptal adam seni deliler gibi seviyor. Sana layık değil böyle bir yer ama (İçeriden kemancı romantik bir müzik çalarak girer. cebinden yüzük çıkartır.) Benimle evlenir misin?
Burcu : (şaşırarak)Ne diyeceğimi bilmiyorum Feri. Çok ani olmadı mı böyle?
Ferit   : Daha fazla bekleyemedim. Sensiz geçen dakikalarım yıllara dönüyor.(Heyecanla) Cevap verecek misin?
Burcu : Şu anda hele de burada sana bir cevap veremem! Biraz düşünmeme izin ver.
Ferit   : Niye mekanı mı beğenmedin? Ah salak kafam tabi mekanı beğenmedin sen. Tabi düşünebilirsin ama uzatma olmaz mı? Ben sensiz yapamıyorum.
Burcu :Mekanı beğenmemek mi? Ah bir bilsen, Askere gitmeden önce burada "Bekle" dedi bana.] Mekanı beğenmemek değil, sadece biraz zamana ihtiyacım var.


(Demir çarpışan arabada)
Demir :Sen yanımda yokun ama anıların hep yanımda.]


(Burcu Çaybahçesinde)
Burcu : Sen yakınına sokmuyorsun ama anıların yakamı bırakmıyor.]




Gündüz Gece

0 yorum
ftğrf


(Sahilde bir bank, etrafta ışık yok, bankta oturan iki kişi ve deniz)
Demir : Bir gün bu noktaya geleceğini biliyordun. Bile bile devam ettin ...
Burcu : Düşünemiyor insan. Düşünmüyor.
Demir :  ...
Burcu : Susma öyle, bir şey söyle.
Demir : Ne diyeyim?
Burcu : (Ağlamaklı) Demir!
Demir : Ne Demir! Demir ne! Bana Demir deme!
Burcu : N'olur!
(Kalkar, deniz kıyısına ilerler, durur.)
Demir : Bir daha sakın bana ne olur deme! O kadar çok şey olur ki! Yine gözlerindeki saflığa kaptırırım kendimi, yine inanırım onca yalana yine yeniden ve tekrar tekrar! Ne mi olur? Çok şey olur Burcu. Bir daha bana ne olur diye sorma! Çok şey oldu!
(Yürümeye başlar. Koşar gibi ilerler.Burcu'yu geride bırakır)

(Mekan otel lobisi, bekleme koltuklarından oturmaktadırlar. Aykut ortama yeni katılır.)
Aykut : Naber millet. N'apıyoruz bu gece? Demir nerede?
İlayda : Bilmiyorum "ufak bir işim var" dedi, çıktı. Gideli de oldu biraz.Gelmesi lazım bu aralar.
Doğu : (Alaycı) Kraliçemiz saatlerdir prensinin gelmesini bekliyorlar.
İlayda : En azından beklediğim bir prens, senin gibi kurbağa değil.
Aykut : (Gülümseyerek) Sen kaşındın panpa.
(Demir otelin kapısından girer.)
Doğu : Hah, beyimizde geldiler. Gözünüz aydın hanımefendi.
İlayda : Aman be, zevzek başka işin yok mu senin. (seslenir) Demir! Demir! burdayız.
Demir : N'aber millet?
Aykut : N'apıyoruz bu gece?
Demir : Yorgunum pek dışarı çıkacak durumda değilim. Siz takılın.
İlayda : Olmaz öyle ama senin mutlaka gelmen lazım, Biliyorsun şekerim sensiz olmaz.
Demir : Yorgunum, bu gece beni mazur görün.
İlayda : Demir! N'olur!
Demir : Sakın bir daha bana n'olur deme!
İlayda : Ne oluyor? Neye kızdın şimdi?
Demir : Özür dilerim. Çok yorgunum siz takılın olur mu ?
İlayda : (sinirle) İyi tamam. Ne yapıyorsan yap! Ara uyandığında tamam mı!
Demir : Ararım. Hadi görüşürüz ben odama çıkıyorum.

(Arkası yarın...)


İlahi Komedi 2

1 yorum


Zebani : Sırayı bozmayın, sırayı bozmayın diyorum size anlamıyor musunuz?
Dayyip : Bizde sıra bekliyor muyuz?
Zebani : Sen kimsin ulan?
Dayyip : Eee., Ben Dayyip, halk arasında Kasımpaşalı olarak da bilinirim.
(Zebani defteri kontrol eder.)
Zebani : Oooo, Ooooo, Kimler gelmiş kimler? Açın yolu açın,protokol geliyor çekilin. Buyrun size öncelik var elbette. Sizi şöyle cehennemin dibine alalım.
Dayyip: Durun! Durun ne cehennemi! Ben nasıl cehenneme giderim ?
Zebani : Şimdi şöyle sırat köprüsünün üstünden artistik bir hareketle dalış yapıyorsunuz. Sizin kat bayağı aşağıdaymış, düşme süresi uzun olduğunda artistik puanınızı yükseltebilirsiniz.
Dayyip : Ne saçmalıyorsunuz sen?
Zebani : Artistlenme hemen, damarın tutmasın, bak burda yazıyor; cehennem 5. kat gördün mü? Yeni adresin burası. Bizde emir kuluyuz.
Dayyip : Saçmalık bu!  Bu tür haberler, benim itibarıma gölge düşürmek isteyen malum çevreler tarafından uydurulmuştur.
Zebani : Yuh! İndir elini indir! ulan sol omuzundaki melek 5 kere istifasını vermiş ne bu arkadaş 7 / 24 mesaimi olur diye,  birde  uydurma diyorsun.
Dayyip : Halkımız % 50 oy vererek bize bu hakkı verdi.
Zebani : Günah kitabında neredeyse %100 dolulukla bana bu hakkı verdi.
Dayyip : Tamam halka soralım, Bu sıradakilere soralım bakalım. Benim cennete gitmemi isteyenler EVET, istemeyenler HAYIR desin. Bu arada hayır diyenler cehennemliktir. illede sandık, sandık, sandık.
Herkes : ZATEN CEHENNEMLİĞİZ!!!
Dayyip : Yapmayın ya!? Bakın %50'den az alırsam yakarım kendimi!
Zebani : Merak etme biz hallederiz o işi sen sıkma canını.
Dayyip : Bizim böyle bir düşüncemiz yok, demokratik sistemlerde bu iktidarın yetkisidir.
Zebani : Garibim yaktı galiba devreleri, hop burası meclis değil geç şöyle ilerle, daha gelecekler var.
Dayyip : Mızrağınıda al git ulan!
Zebani : Yürü ulan!
Dayyip : Artistlik yapma! iyi zabanisin! iyi zebanisin artistlik yapma!
(Zebani iter, dayyip düşer.)
Zebani : Nedir ulan bunlardan çektiğimiz. Sıradaki; Kamil Kılınçtaroğlu!
Kamil : Sıraya girdik ama yemin etmeyeceğiz!
(Tu bi kontinyud...)

İlahi Komedi

1 yorum
(Kıyamet kopmuştur. Herkes sırasını beklemektedir. Zeus, Athena, Phoseidon ve diğer Olympos tanrıları oturmaktadır.)
Yunan : (nefes nefese) Zeus! Zeus sonunda buldum seni. Kıyamet kopmuş sana ölene kadar taptım, ibadetimi hiç aksatmadım kurtar beni.
Zeus : Sen yedin mi o mevzuyu (Gülümser).
Yunan : (Şaşırır) Nasıl?
Zeus : Sen hiç mi mitoloji okumadın? Karım Hera'dan korktuğumdan bir erkekle ilişkiye girmek için onu ineğe çevirip öyle ilişkiye girdiğim bir mit var biliyor musun? 
Yunan : Evet biliyorum, bir tane kadını da çiçeğe çevirmiştin.
Zeus : Hah işte, ulen bu kadar saçma bir iş yaptığımı düşünüyorsan tanrı olabileceğimi nasıl düşündün. Mal mısın sen? (Tanrılar hep birlikte gülüşürler.)
Yunan : Ne yani hepsi yalan mıydı? Biz ne yapacağız?
Athena : Zeus'un dürttüğü ilk inek değilsin.
(Hep birlikte kahkaha atarlar).
Phoseidon : Senin durumun yine iyi, burada cehennemi üstüne kurdukları adam var.
Athena : Kimmiş?
Phoseidon : Henüz net bir bilgi yok. Onca yıl sahte tanrılık yaptın cehennemi kendi üstüne yapamdın mı?
Zeus : Saçmalama, bende bilmiyordum ki böle bir şey olduğunu. Hem ben bu hıyarların uydurmasıyım. Anlata anlata beni de inandırdılar bu inekler.
Yunan : Allah belanızı versin! (şaşırarak) Allah mı? O ne ki?
Zeus : Bilmem Allah söyletti herhalde. Bak bende dedim.
(kenardan sahneye minibüs şöförü girer.)
Şoför : Cehennem bir-ki, cehennem bir-ki, haydi haydi.
Zeus : İlk sıra benimdir herhalde.
Şoför : (engelleyerek) Hop Zeus sıranı bekle, senden önce Türk siyasi tarihi var hepsini yerleştirelim.
Phosedion : Nasıl yani? Onca zaman tanrılık iddia ettik bizden ön sıradalar mı?
Şoför : Böbürlenme Phoseidon senden günahkar siyasiler var. ( Kahkaha Atar.)
(Minibüsten ses gelir.)
Sütliman : Binanaleyh ne zaman kalakacağız yahu.
Serbülent : Rahşaaaannnn nerdesin rahşşaaaann.
Nizamettin : Onlara oy verenler cehennemliktir.
Sütliman : Bu zaten cehennem dolmuşu binnaleyh bizde cehenneme gidiyoruz.
Nizamettin : Sen gidebilirsin bizim yolumuz başka.
Serbülent : Efenim, ıııı bindiğimiz dolmuş ıııı cehennem dolmuşu sayın "Z", ıııı durum vahim sanıyorum.
Sütliman : Gidiyorsak gidiyoruzdur binanaleyh.
Tandu : Allah'ı size emanet ediyorum
Sütliman : Fakir vardı, Paramız vardı. Biz mi sevap işlemedik.
Şoför : Tamam patlamayın kalkıyoruz şimdi. Hadi hadi geçin bakayım yunan tanrıları (gülerek)
Şoför : Cehennem bir-ki cehennem bir-ki cehennem bir-ki kalkıyooooorrrr...
Dayip : Beni de bekleyin, Geliyorum. Bi daha geliyorum.
Şoför : Siz şeref konuğusunuz buyrun, üstünüzde baya bir vebal var öne geçin buyrun.




Yalnızlık Nevrozu

0 yorum
(Adam yeni uyanmış pencereden dışarıyı izlemektedir.Radyoda Vega - İz Bırakanlar Unutulmaz çalmaktadır. Kadın uyanır.)
Kadın : Günaydın.
Adam : Günaydın.
K : Çok mu uyudum? Saat Kaç?
A : Çok geç değil. Saat 08:30.
K : Dolapta yiyecek bir şeyler var mı?
A : Olması lazım bir bak istersen.
(Kadın yataktan kalkar. Üstünde iç çamaşırları vardır. Dolabı açar.)
K : Fare düşse başı yarılır. (Gülümseyerek) Bir şeyler alsan iyi olacak.
A : (Tepkisiz) Doğru diyorsun, dikkat etmemişim.
(Belli bir süre sessizlikten sonra)
A : İki saattir aşağıyı seyrediyorum da birbirinden habersiz binlerce insan, bir yerlere yetişmeye çalışıyorlar. Kimse birbirinin ne hissettiğini önemsemiyor. Zaman tuhaf bir zaman.
K : Bunları iki saatte mi anladın? Ben daha önceden fark ettiğini sanmıştım. Kıyafetlerim nerede?
A : İçeride kanepenin üstündeler.
K : (Gülümseyerek) Benimki de kafa donumun nerede olduğunu bilmiyorum.
A : (Tepkisiz) Yalnızlaşıyoruz iyice.
K : Anlamadım?
A : Yalnızlaşıyoruz diyorum, birbirimizi önemsemiyoruz, kendimizden başkasını düşünmüyoruz.
K : Tuhaf adamsın, diyordum ya sana tuhafsın diye işte bundan.
A : Evet, tuhafım galiba şey... Sahi adın neydi?
K : Ne yapacaksın adımı nüfus memuru musun?
A : Bilseydim iyi olurdu. Bir sensin şu koca dünya da tanıdığım kişi, senin de adını bilmiyorum.
K : Bende senin adını bilmiyorum ve bilemeye gerekte duymuyorum, sende düşünme.
A : Haklısın, ben tuhafım.
K : Bırak bu tavırları, benden önce kaç ismini bilmediğin kadınla beraber oldun? Çok değil mi? Bırak bu romantik adam ayaklarını.
A : Romantik değil, Sadece yalnızım bunu anlatmak istiyorum.
K : Gece kulübünde etrafında bir ton insan vardı, neren yalnız. Sen yalnızlık görmemişsin.
A : Yalnızım.
K : Saçmalıyorsun, delisin sen.
A : Güzel kadınsın.
K : Teşekkür ederim.
(Kadın üstünü giyinmiştir. Kapıdan çıkarken)
K : Kendine iyi bak.
A : Görüşürüz.
K : Sanmam.
(Kapı kapanır.)
A : Yalnızım.

Ruh Orospusu

3 yorum
(Etraf karanlıktır. Hiçbir şey görünmemektedir. Bir anda bir surat aydınlanır.)

R : Sende kimsin ? Neredeyim ben?
Bilinmeyen : Asıl sen kimsin ?
R : Ben ... Şey... Benim adım ...? Ben bilmiyorum galiba kim olduğumu.
Bilinmeyen: Bende öyle düşünmüştüm.
R : Kimim ben ? Biliyorsan söyle lütfen.
Bilinmeyen : Bu soruya cevap verebilecek olan sensin. Düşün bakalım sen kimdin?
R : Ben, bir öğrenciydim galiba. Ailem vardı son hatırladığıma göre, bir de sevgilim. Evet, evet Sevgilimle kavga ediyorduk sahil kıyısında, bir anda ayağım kaydı... Sonrası bu karanlık işte.
Bilinmeyen : Neden kavga ediyordunuz hatırlıyor musun?
R : Şey yüzünden... Hatırlamak neden bu kadar güç! Bana kızıyordu. Şey diyordu "Benim için hiçbir şey yapmıyorsun".  Evet, evet tam olarak böyle diyordu. Bende sinirlenmiştim.
Bilinmeyen : Başka?
R : Senin için ben her şeyi yapıyorum diyordu. Sana şu hediyeleri aldım, sana bunları yaptım senden tek istediğim benim duygusal ihtiyaçlarıma cevap vermendi ama bunu yapamadın.
Bilinmeyen : Hımm... Başka?
R : Sen gününü gün ediyorsun ilişkinin tüm maddi sıkıntısı omuzlarımda ben senin gibi keyif yapamıyorum. Beni mutlu edecek hiçbir şey yapmıyorsun. Bu ilişkide senin kefen boş diyordu.
Bilinmeyen : Neden böyle düşünüyor? Hakikaten hiçbir şey yapmadın mı ? Hep yiyen taraf mıydın?
R : Hayır tabi ki! Bende kendimce bir şeyler yaptım, yaptım yapmasına ama bir türlü anlatamadım işte. Hep mutlu olsun diye uğraştım. Ne dediyse yapmaya çalıştım. Olmadığı zamanlarda oldu ama çaba sarf ettim. O bunları görmedi. Neden görmüyor benim yaptıklarımı ? Neden?
Bilinmeyen : Çünkü bunları senin yapman gerektiğine inanıyor, senin için yaptığı her şeyin kefareti olarak onun istediği gibi birisi olmak zorundasın. Çünkü senin onun istediğin kişi olman için yapması gereken tüm 'harcamayı' yapmış, feda etmesi gereken her şeyi feda etmiş olduğunu düşünüyor.
R : Anlamıyorum?
Bilinmeyen : Anlatayım. Sen bir 'Ruh Orospusu'sun birilerinin ücretini karşıladığı şeyi talep ettiği bir Ruh orospususun. Uzun lafın kısası bu.
R : Ruh orospusu mu ?!
Bilinmeyen : Evet, sevgilin sana yaptığı her şeyi senden alacakları için yapıyor. Yani ücretini ödüyor senden de bunun karşılığını istiyor. Ruhunu satmanı istiyor. Sen ne yapıyorsun ?
R : Tabi ki satmıyorum!
Bilinmeyen : Satmışsın bile. Ne olduğun konusunda bir sorun yok. Sen ruh orospususun, sadece fiyat konusunda anlaşamıyorsunuz o kadar. Bundan önce sana yaptığı iyiliklere istinaden onun isteklerini yapmadın mı ?
R : Hayır ! Bana yaptıkları için istediklerini yapmadım! İstedim ki gönlü hoş olsun, istediği, layık olduğu bir erkek arkadaşı olsun. Başkaları gibi yıpranmasın. Ben diğerlerinin yaptığı hataları yapmayayım, sevdiğimi mutlu edeyim istedim. Bana yaptıkları için yapmadım bunları. Bana hiçbir şey yapmasa da yine yapardım.
Bilinmeyen : (Gülümseyerek) Bu senin iyi bir insan olduğunu gösterir ama sevgilinin gözünde ne olursun biliyor musun?
R : Ne ?
Bilinmeyen : Sadece iyi niyetli bir ruh orospusu olursun o kadar. Bir kere bu yola düştüysen elinden tutmak istemez kimse. Seni içinde bulunduğun durumdan kurtarıp kendin için bir şeyler yapabilecek duruma getirmek istemez çünkü sen ücreti mukabilinde kullanılacak ve ihtiyaç giderilecek bir metasındır. Sevgilin içinde, diğer insanlar içinde bu böyle.
R : Ne yapacağım ben !?
Bilinmeyen : Kendin için bir şeyler yapacaksın. Ruhunu kimse için orospu etmeyecek, hak ettiğinden fazlasını vermeyeceksin. İyi niyetini suistimal ettirmeyecek, suçlu olmadığın hiçbir durumda suçluymuş gibi açıklama yapmayacaksın. Sevgini saf tutacak onu sevdiğin kişinin bile kirletmesine izin vermeyeceksin. En önemlisi kimsenin ruhuna tecavüz etmesine izin vermeyeceksin.
R : Anlamıyorum? Sen kimsin bunları nereden biliyorsun?
(karşısındaki sima hafifçe karanlıktan çıkar ve yüzünü gösterir)
Bilinmeyen : Senin bizzat orospu ettiğin ruhunum. Yeter artık ! Sana her seni seviyorum diyenin bana tecavüz etmesine izin vermenden bıktım artık. Uyan ve bir bak, seven insan sevgilisine yapar mı bunları! Artık anla sevmek karşındakini gereksiz şeyler yüzünden kırmak demek değil! Sevmek kıramamaktır. Bunların hepsini sana neden söylüyorum? Her 'seviyorum diye bunları yapıyorum' diyenin lafına inanma ! Yeter orospu ettiğin, bir daha ciğeri beş para etmez, kendini bilmez, bencil aşkların önüne atma ! Yeter ! Yeter...
(Etraf aydınlanmaktadır. Ses yavaşça uzaklaşırken karşısındaki kendi silüeti yavaş yavaş yok olmaktadır.)
R : (Şaşkınlıkla) Özür dilerim...
(uyanır)

Ruh Orospusu: Ne oldu bana ?
Sevgilisi : Düştün ne olacak. İyi misin ? Bir problem var mı? Kalk seni bir hastaneye götürelim.
Ruh Orospus : Gerek yok. İyiyim ben.
Sevgilisi : Biraz dikkatli olsan bunlar başımıza gelmeyecek. Senin yüzünden geç kalmış olduk. Tebrikler...
Ruh Orospu : Bir susar mısın? Ve mümkünse beni rahat bırak. Nereye gidiyorsan da git.
Sevgilisi : Ne diyorsun!
Ruh Orosp: Ne dediğim açık! Gitmek istiyorsan gidebilirsin. Beni beklemek zorunda değildin. Kendi başımın çaresine bakabilirim.
Sevgilisi : Saçmalama! Kalk hadi daha gideceğimiz çok yol var. Zaten geç kaldık.
Ruh Oros: Ben gelmiyorum. Sen git.
Sevgilisi : Bana bak, yaptığın bir şey yok bari işleri zorlaştırma.
Ruh Oro: Kusura bakma bundan sonra böyle. Sen aile çocuğusun, biz orospu çocuğumuyuz. Bak işine.
Sevgilisi : Terbiyesizleşme! Ne bu şimdi? Tabi garanti birisi var hayatında değil mi? Bunca şey bunun yüzündendi. Zaten güvenmiyordum sana.
Ruh Or: Keyfiniz bilir. Bana güven diye yalvaramam sana.
Sevgilisi : Tam düşündüğüm gibi böyle davrandığına göre garanti birisi var. İşte bu kadarsın, adisin.
Ruh O : (Tebessümle) Dediğim gibi bana güven diye yalvaramam o senin problemin. Ben kendimi biliyorum sen bilmesen de olur.
Sevgilisi : Bana bak gülme! İnsanın asabını bozma!
Ruh : Tamam yahu uzatma. Nereye gideceksen git hadi.
Sevgilisi : Gitmiyorum! Gidip gitmeyeceğimi sana mı soracağım!
Ru: Keyfin bilir.
Sevgilisi: Çıldırdığımı biliyorsun ondan yapıyorsun değil mi!
R : Neye inanmak istiyorsan inan. Ben buyum. Benim huyum bu. Benim davranış şeklim bu. İster böyle seversin, istersen istediğin yere gidersin. Senin için kendimi değiştirecek, ruhumu ayaklarının altına serecek değilim. Herkes yerini ve haddini bilsin.
Sevgilisi : Ne diyorsun sen!?
R : Ruh Orospusu kötü yoldan döndü artık.

İŞ YERİ Mİ TIMARHANE Mİ

0 yorum
(Mekan temiz bir ofistir.masasının arkasına saklanan çalışansa bilgisayarda uğraşmaktadır.)
Çalışan:Of ya bu nasıl iş arkadaş patron bozuntusu karı kızla uğraşadursun, biz burada onun şirketini kurtaralım.Ha iş arkadaş.
Patron:En değerli çalışanım bana mı seslendin.(alaycı)
Çalışan:Hayır efendim telefonla konuşuyodum.(sesini kısarak)Dalga geçiyor bir de.
Patron:(Çalışanın yanına gelerek)En değerli çalışanım ben çıkıyorum bankaya kadar uğramam lazım beni arayan soran olursa toplantıda de , hadi bakayım çalışsın parmaklar.Hahaha.
Çalışan:(patron gidince)Bankaymış hep aynı yalan karı kız avına gidiyorum desene.Toplantıdaymış diyecekmişim daha kimse inanmıyor zaten senin yüzünden batıyoruz.
Bir ses:Kendini kaybetme , sen görevini yap.
Çalışan:Tövbe bismillah ne oluyor ya o ses neydi.
Bir ses:Bendim gerizekalı besmeleye hacet yok.
Çalışan:(şaşkın ve korkmuş)Sen kimsin.
Bir ses:Kilimcinin köroğlu sanane kim olduğumdan ben senin pak sakallı dedenim.
Çalışan:Dayı bırak Allah aşkına ne istiyorsun korkuttun beni.
Bir ses:Patronun nerede.
Çalışan:Bankaya gitti randevunuz varmıydı.
Bir ses:Ben randevu almam.
Çalışan:Haydi bakalım çattık yine.Dayı ne istiyorsun.
Bir ses:Yemyeşil bahçelerde kuşlarla böceklerle oynamak isterdim.Göğün en üst katına çıkıp bakınmak ister....Öhö Öhö şey yani sen ne istiyorsun.
Çalışan:Nasıl anlamadım.
Bir ses:Anlayacak birşey yok bir yerde bir iyilik yapmışsın bir şey dile de gerçekleştireyim.
Çalışan:Peki bunun için bir cin gelmesi gerekmez miydi neden ak sakallı dede yolladılar.
Bir ses:Bırak şimdi cin lamba olaylarını onlar filmlerde kitaplarda var, bu arada ak değil pak sakallı dede de değil dayı tamam mı canım.
Çalışan:Tamam canı... ehh tamam dayı.
Bir ses:Söyle bakayım şimdi ne istiyorsun.
Çalışan:Benim şu patrona bir şaka yap da biraz işinin başında dursun anca karı kız peşine gidiyor.
Bir ses:Tamam(der ve bir iki hareket yapar birşeyler söyler)Evet patronuna müthiş birşey yaptım rezil rüsva olacak.
Çalışan:Ne yaptın söylesene.
Bir ses:Olmaz git kendin bak heyecanın kaçmasın her zaman ki restoranttadır.
Çalışan:Ben kaçtım o zaman(der ve ceketini alıp çıkar)
(bu sırada pak sakallı dede gülme krizine girer.)
Bir ses:Arkadaş amma salak herifler var bu dünyada ya hemen inandı pak sakallı dede olduğumuza yirmi yıldır bu işi yapıyorum herkes yiyor arkadaş.Yazar bey adımı pak sakallı dede yapsaydın bir ses değil kime diyorum ki buda kafayı yemiş.Neyse çaldırayım necmiyide gelsin yukarı iyi para kaldıracağız buradan.




napolyonun parası, romeonun aşkı yahut insanın 2 gram aklı

0 yorum
(bir cafe ortamında birkaç arkadaş çaylarını yudumlarken muhabbet ederler.)
Mehmet:Yok arkadaş!Ah bu aşk var ya aldı beni benden çok mutluyum.Seviyorum...
Asım:Aşkmış.Yemişim aşk oğlum dünyanın en büyük mutluluğu paradır.Paran olmasın bakayım o hatunlar bırakmıyor mu seni.Aşk karın doyurmaz kardeş.
Melis:Mehmet çok romantiksin, Asım sende haklısın aslında.
Asım:Aha!Demedim mi ben; para abi işte.
Mehmet:Katılmıyorum , param olmasın sevgi , aşk olsun bana yeter.
Melis:Keşke her erkek senin gibi olsa.
(melis bu arada garson çağırır ve sipariş veriş siparişler geldikten sonra)
Asım:(şaşırarak)Ohaaa!kızım bu kadar şey yenir mi?
Melis:Yediğimde gözün var dimi.
Mehmet:(masum bir sesle)Bırak asım yesin güzel kız.Hem aşka inanıp hem güzel olan herkesin hakkıdır bu.
Melis:Çok haklısın.Şeyyy yani gerçekten mi?
Asım:(sesini kısarak)Yesin bakalım.
Melis:Eee asım sen aşksız yaşayabiliyor musun yoksa para gerçek mutluluğu veriyor mu kesin veriyordur dimi.
Asım:Tabi ki veriyor istediğin her şeyi yapıyorsun.
Melis:Yani şimdi istesen şuranın tüm hesabını ödeyip gidersin öyle mi?
Asım:(yutkunur)tabi tabi.
Mehmet:Melis ya bırak şu paragözü(iştahla)gel dans edelim.
(mehmetle melis dans eder asımsa sinsi sinsi onları izlemektedir.Müzik biter ve otururlar.)
Melis:Mehmet sen ne kadar güzel dans ediyorsun ya uçurdun beni çok hoşuma gitti hep seni kadar güzel dans eden bir erkek arkadaşım olsun istemişimdir.
Mehmet:(böbürlenerek)Sende hiç fena değilsin.
(bu sırada gizlice asım dansçı çağırır, tabi yiyici kızımız meliste garsona seslenmeden durmaz.Bir müddet sonra asımın çağırdığı dansçı gelir.)
Asım:Mehmet sen dans eder yorulursun bende paşalar gibi adam çağırırım o eder.
Melis:DAnsı doayeninden izlemek çok güzel ya.
Asım:Mevzu da bu Melis para,para,para.
(mehmet suspus olur bu sırada melise bir telefon gelir ve gider, sahneye mehmetle asımın ortak arkadaşı cenk girer.)
Cenk:Merhaba beyler nasılsınız.
Mehmet:Ne olsun cenk Melis buradaydı az önce kaçırdın.
Cenk:Bırak ya şunu(dalga geçer gibi) çok da üzüldüm görmedim diye şimdi.
Asım:Para , para , para.
Cenk:Gene sapıttı arkadaş bu.(adisyona bakarak)Ohaa! bu adisyonun hali ne.
Asım:Para , para , para.
Cenk:Asım bu kadar para var mı ki sende.
Asım:Ne kadar ki ya ödenir para, para, para.
Cenk:450 lira da ödenir değil mi?
Mehmet:Ah aşk sen neler.......(duraksar)kaç paraaaa.
Cenk:450 lira koçum bereket versin.
Asım:Ne yedik ki biz.
Cenk:Çok iyi bir halt yediniz.Siz kızı çağırın yesin sizi sizde ona aşk para lafları kesin.Arkadaş bırakın şu en mühim şey aşktı yok paraydı olaylarını şunlara verdiğiniz zaman içersin de kafanıza biraz akıl koysaydınız şimdi hem paranız hemde aşkınız olurdu çekin ceremeyi salak herifler.
(der ve çıkar Mehmet ile Asım da sap gibi kalır.)

makineleşen insanlık

2 yorum
(ağaçsız çorak bir arazide siyah dumanlar ve tiksindirici bir sisin altında dört insan durmaktaydı.)
1.insan:Trııııııın truuuuuun merhaba 215
2.insan:Drınnn merhaba 385. 672 ile 113 nerede acaba?
1.insan:Herhalde siber optik mutluluk makinesinin önünden mutluluk alıyorlardır.
2.insan:Fakat siber optik mutluluk makinesinden mutluluk almak için çok şey vermeleri lazım.
1.insan:Ben o makineye gitmedim sen gitmişmiydin?
2.insan:Evet iki günlük mutluluk için tüm sadakatimi ve güvenimi aldılar benim.
1.insan:Çok pahalıymış.
(bu sırada 3.insan 672 ile 4. insan 113 gelir)
3.insan:(sinirli)Bu lanet dünya neden böyle neden bu sis gökyüzünde,358 neden sırıtıyorsun lanet olsun.trrrııııunt.
4.insan:Sakın aldırış etmeyin.tızzzzzst.mutluluk makinesi kısa devre yaptı mutluluk yerine mutsuzluk aşıladı.
1.insan:Mutsuzluk aşıladı da bu sinir neden?
4.insan:Makine karşılık olarak ondan sakinliğini aldı.
2.insan:Yine iyi sayılır benden daha karlıymış.
3.insan:Sanşlı mı kim ben mi hay böyle şansın çok şanslıyım lanet olası makine kısa devre yaptı bir avuç mutluluk için sakinliğimi verdim ama yinede mutsuzluk aldım lanet olsunnnnnnnnn.
1.insan:Eee 113 sen ne aldın mutluluk makinesinden?
4.insan:Ben mutluluk makinesine daha önce girmiştim.Bu sefer farklı bir makine denedim.
2.insan:Nasıl bir makine?Ne veriyorlar?Sefkat mi, dirayet mi, yoksa erdem mi ya da kesin sevgi veriyolardır?
4.insan:Hayır.Hem hiçbirini veriyorlar hem hepsini.
2.insan:Nasıl yani.
4.insan:Bu makine hiper optik insanlık makinesi, sana insanlık veriyor.
2.insan:Vay be çok geliştirmişler.
1.insan:Peki karşılığında ne alıyorlar.
4.insan:Herşeyini.
1.insan :Herşeyini derken anlamadım ben.
4.insan:umutlarımı , hayallerimi , sevdiklerimi , ömrümü herşeyi.Bana bir günlük insanlık verdiler yarın da ölüm günüm yarın tam bu saatte beni tam buraya gömün bu kalpsiz makineleşen dünyaya.hiçbirinizde ağlamayın arkamdan.Hıh zaten ağlayamazsınız ki onu da aldılar elimizden.

DELİYİM BEN YOKSA DEĞİLMİYİM

3 yorum
(Dar bir sokakta bir adam yavaşça yürüyordur ve yüyürken kendi kendine konuşuyor.Yanından geçen herkes hayretler içinde adama bakıyordur.)
Adam:Hani haksızdım hani aşk vardı ne oldu.Ne olacak olan yine bize insanlığa oldu.Hani savaşlar bitecekti hani kimse birbiriyle kavga etmeyecekti.Sürekli kavgalar savaşlar bıktım ya neden bana söylenen herşey yalan neden.
(Bu sırada adam yorulduğunu farkeder ve yolun kenarındaki durağın bankına oturur.)
Adam:Haksız olmak istiyorum ama olmuyor hani işsizlik bitecekti hani okulu bitirince iş bulacaktım.Yine haklı çıktım.Tanrım!Haksız olmak istiyorum.
(Bu sırada durağa yaşlı bir adam gelir ve sorar.(
Yaşlı Adam:Evladım ..... otobüsü geçtimi.
Adam:Bilmem ki amca geçti desem geçmiş olacak haklı olacağım , geçmedi desem geçmemiş olacak gene haklı olacağım o yüzden ne desem haklı olacağım sen geçmesini mi istiyosun geçmemesini mi.
Yaşlı Adam:Evladım divanemisin sen yoksa benimle kafamı buluyosun.
Adam:Yok amca ben ne dersem haklı çıkıyorum o yüzden böyleyim.
Yaşlı Adam:(içinden:kesin divane bu kim salıyor bunları böyle) Ne dedinde haklı çıktın evladım.
Adam:Bak amca ben okurken iş bulamayacağımı söyledim insanlar bana oku hiç bişey olamazsan memur olursun dedi oda olmadı öğretmen falan olursun yolunu bulursun dedi.Ama ben dedim işsizlik var bu ülkede öyle herkes memur öğretmen olamaz dedim haklı çıktım.
Yaşlı Adam:Evladım öyle deme bulursun bir iş.
Adam:Öylede dediler bulursun bi iş dediler aradım taradım yok ordan arattır yok burdan tarattır yok koltuğun varmı yok dosyanda belge eksik kimse beni işe falan almadı.
Yaşlı Adam:Eee.
Adam:Yetmedi sendikalara başvurdum bugün git yarın gelme dediler.Hadi ekmek bulamadık insanlık bulalım dedik selam verdik borçlu çıktık.Yolda yürüdük belediye çukuruna düştük.ben dediydim bu ülkede insanlık kalmadı.Onlar var dedi haklı çıktım.Bu ülkede hal hatır kalmadı dedim.Onlar var dedi haklı çıktım.Aşk denen bişey kalmadı dedim.Onlar var dedi haklı çıktım daha ne diyeyim.
Yaşlı Adam:Aşk mı?
Adam:İşte bende aynen öyle dedim.Aşk mı?Ama gene haklı çıktım.
Yaşlı Adam:Oğlum sen iyi değisin galiba.(bunu dedikten sonra telefonunu çıkardı ve bir kaç tuşa bastı.)
Adam:Amca galiba haklısın deliyim ben hada bun dünya deli yoksa deli değilmiyim neyim bende bilemedim ki.Kafam karıştı aşk yok para yok iş yok ekmem yok şu duraktan otobüse binmeye bile gerek yok.delimiyim bey amca yoksa değilmiyim değilim heralde.
(Adam bunları söylerken siren sesleri eşliğinde bir araba geldi içinden çıkan iki adam bizim adamı sardı sarmaladı ve.)
sonunda haksız çıktım deliymişim meğer yaşasın......

ANLATMAYA ÇALIŞTIM FAKAT ANLATAMADIM

1 yorum

''Loş bir akşamüstünün denizle buluştuğu bir iskeledir mekan.Çarpık tahtalardan oluşturulmuş bir bankın üzerinde oturur bir adam.''
Adam:(boş bakışlarla) Bu dünyada sadece ben mi böyle yaşıyorum anlamıyorum ki!Neden ben neden tüm bu yükü sırtımda taşımak zorundayım.Neden kimse beni dinlemiyor herkes neden peşin hükümlü.Neden?
''Tam bunları söylerken çok hoş ,zarif bir bayan yan taraftaki banka oturur ve adam sessizleşip bir sigara yakar''
Kadın:(iç çekerek) Sonunda kurtuldum bu ezilmişlikten sonunda anlatabildim.Anlatacağım dedim ve kendimi dinlettim.Oh bee!
Adam:(kadına yönelerek)Pardon hanımefendi bir şey sorabilirmiyim?
Kadın:Tabiki.
Adam:Neyi anlattınız?
Kadın:Herşeyi.(gülerek)
Adam:Siz herşeyi anlatabiliyorsunuz bense içimdeki sıkıntıları kağıda bile dökemiyorum.
Kadın:Anlatmaya çalışın umuyorum ki siz de anlatabileceksiniz.
Adam:Neyi anlatayım.Arkadaşlarımın umursamazlığını mı , ailemin anlayışsızlığını mı , üstüne üstlük bu kadar sıkıntı varken hala insanların üstüme abanmasını mı?Hangisini?
Kadın:Hepsini.
Adam:Peki.Dinleyin o halde başımdan gelen geçenleri.(bir sigara yakar)En güvendiğim yıllardır aynı yemeyi yediğim arkadaşlarım bir anda kendi çıkarları için kavga etmeye başladılar yada hep öyleydilerde ben tanıyamamıştım.Kendi rahatlıkları için birbirlerine sövüp ,sömürdüler.Hiçbiri de bundan rahatsız olmadı.Bense hala nedenlerele yüzleşirken.Meğer ne kadar paraya tamah ediyorlarmış ne kadarda kendi çıkarlarının peşindelermiş.Dostluk dediğim şeyi nasıl da kahpeleştirmişler.Bir an yabancı gibi hissettim kendimi onların arasında bir an kalakaldım bir kaç tane güvendiğim adamla.Kardeş saydığım kişilerin yarın bir gün beni de çıkarları için satacağını nerden bilebilirdim ki.Artık inanıyorum ki yaparlar ama bunu anlatamıyorum.
Kadın:Ama artık bunu ben biliyorum bana anlattınız demekki onlarada anlatabilirsiniz.
Adam:Gerek kalmadı artık.
Kadın:Peki ya ailevi problemler.
Adam:Basit.Beni dinlemiyorlar.Beni kaale bile almıyorlar sanki ben bir birey değilmişim gibi anlatmama dahi izin vermiyorlar.Her yaptığım hatanın geresine bir türlü dönemiyorum hep yüzüme vuruluyor ve en ağır ithamları üztüme yapıştırıyorlar.Kuduracak kadar sinirli hale geliyorum fakat yine de ANLATAMIYORUM.
Kadın:Şöyle düşün.Sana yaptıklarının aynısını onlara yapsan demiyorum ama onlar bağırırken metanetli bir şekilde konuş yahut sinirlerinin geçmesini bekle sende kafana fazla takma takarsan daha da büyük problemlere sebeb olursun kendi nezlinde.O sebebten sus demiyorum sadece her yerde çıkış yapma bazen dinle sen dinlersen eminim onlarda dinleyecektir.
Adam:Oh bee!En sonunda bir insana karşı rahatlıkla kendimi anlattım çok teşekkür ederim hanımefendi.Peki bunları siz nerden biliyorsunuz yani siz nasıl bunları anlatıyorsunuz.
Kadın:(tebessüm ederek)Yaşıyorum sadece yaşıyorum bu yaşadıklarınız benimde başıma geldi tesadüftür bende ilk bu bankta düşündüm o zaman yanımda bir adam vardı bana bunları anlattı o zamandan beri ben bu konuları kafama takmıyorum ve inanın ki çok mutluyum.O adamın adıda hiç unutmam ...... ...... idi.
Adam:İnanamıyorum o adam benim babam...




Neden Unutamıyorum!

0 yorum
(Sahil kenarında oturmaktadır. Sahilde balık tutan balıkçılar ve çiftler bulunmaktadır. Sıkıntılı denizi izlemektedir. 20'li yaşlarda bir gençtir)
Amca : Selamün Aleyküm, boş mu oturabilir miyim?
Genç : Buyur amca otur.
Amca : Hava güzel değil mi? Böyle zamanlarda evde oturasım gelmiyor dışarı atıyorum kendimi. Sağolsun gençlerde oturacak yer bırakmamışlar ondan rahatsız ettim seni. Yoruldum biraz dinleneyim kalkacağım.
Genç : Estağfullah amca buyur otur tabi. Zaten bende şimdi kalkarım.
Amca : Hayırdır bir sıkıntın var galiba ha, öyle mi?
Genç : Dertsiz adam var mı be amca? Evet var derdim.
Amca : Anlatmak istersen dinlerim. Bu kadar canını sıkan şey neymiş ? ANLAT.
Genç : Ne anlatayım (ağlamaklı) Unutamıyorum birisini!
Amca : Kimi?
Genç : Nişanlımı. Ayrıldı benden, tamı tamına 10 ay oldu! Unutamıyorum ! (ağlamaklı) Neden be amca niye unutamıyorum? Canım çok yanıyor!
Amca : Olur be oğlum. Hayat böyle bırakır giderler sen ağlarsın arkalarından...
Genç : Ne zaman güzel bir şey düşünecek olsam o geliyor aklıma, içime anlamsız bir sızı kaplıyor, bir can acısı...
Amca : (şefkatle gülümseyerek) Etme be yavrum, Bak benim 25 yıllık eşim beni bıraktı gitti. O giderken hiçbir şey yapamadım sadece öylece bakabildim. Sonra kızdım, söylendim ama ne acıma çare bulabildim ne kendimi avutabildim. Her şeyimi kaybetmiş gibi hissediyordum ama yapacak bir şey yok hayat devam ediyordu bende hayata devam ediyordum. Bak bugün güzel bir gün ben buradayım ve onu anımsayarak bunun tadını çıkartıyorum.
Genç : Yapma amca nasıl sabredebiliyorsun kızmıyor musun hiç seni bırakıp gitti diye?! Onu anımsayıp mutlu olabiliyor musun hakikaten!?
Amca : Bak yavrum senin yaşındayken hayallerinden birinin, bir kişinin eksilmesi - hele de önem verdiğin birisinin - büyük bir yıkım yapabiliyor. Yaşanacak hayallerine acıyorsun. Yaşanacak günlerine kızıyorsun anılarına kızıyorsun. Ama benim yaşıma geldiğinde hayallerin olmuyor pek fazla, sadece anıların kalıyor elinde onlarla mutlu olmayı öğreniyorsun. Beni terk eden herkesi ve her şeyi seviyorum ve onları affediyorum.
Genç : Zor amca çok zor, çok sevdim ben. Değmeyecek birisi için terk etti beni! Bütün hayallerimi çaldı! (ağlayarak) Elimde ne varsa aldı benden!!! Dayanamıyorum!!!!!
Amca : Anlıyorum seni evladım senin yaşlarında bende aynı tepkileri verirdim. Zamanla sende soğuyacaksın sonra sende herkesi affedecek bütün hayallerini azat edeceksin. Hayallerle değil hayatın getirdikleriyle yaşamayı öğreneceksin. Neyse nasihat veren o yaşlı bunaklar gibi olmadan kalkayım ben yeterince dinlendim. Görüşmek üzere evlat. Azat et hayallerini, affet seni inciten herkesi ve her şeyi. Kendine iyi bak.
Genç: Amca senin Karın nereye, kiminle gitti. Giden nasıl affedilir ki?
Amca : (tebessüm ederek) Azrail ile gitti ve gidenin elinde değilse gitmek, affedilir. Gitmek yazılmışsa kadere suç gidenin değildir. Ortada bir suç aramanın da anlamı yoktur. Ne sen suçlusun ne o ne de kader. Sende affet İstesende istemesende gidecekti zaten işte bu yüzden sende affet... Hadi Allah'a emanet ol.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...