.

Gündüz Gece 5

0 yorum

(Köhne bir cafe loş ışıklar, ilgisiz birkaç insandan oluşmaktadır mekan)
İlayda: E gel dedin geldim işte ne istiyorsun?
Hamit: Yüzünü görmek istedim suçmu.
İlayda: Yüzümü görmek istemiş miş miş ne oldu yine kumarda para mı kaybettin.
Hamit: Yok canım kumarı bırakalı çok oluyor da param bitti doğrudur.
İlayda: Kumarı bırakmış hııı anlat sen ben malımı bilmiyorum sanki. Nerden bulaştım sana anlamıyorum ki.
Hamit: Sen istedin de bulaştın. Hem bunu bu şekilde isimlendirmen hoş değil bizim ki alışveriş. Ben sana Demiri veriyorum sen de bana para ikimizde sevdiğimiz şeyler için biraraya geliyoruz.
İlayda: Demiri veriyormuş adamın gözü beni görmüyor hala o şırfıntıda aklı.
Hamit: Orasını ben anlamam Burcuyu Demirden uzaklaştır dedin uzaklaştırdım. Kalanı beni alakadar etmez ben parama bakarım.
İlayda: Peki bu daha ne kadar böyle sürecek.
Hamit: Buda senin bileceğin iş Burcuya savurduğum tehtidler etkili olmuyor artık gün geçtikçe demire olan hasreti dahada artıyor, yani zor iş bunlar yoruyor beni anlarsın ya.
İlayda: Tiksiniyorum senden Hamit tiksiniyorum.
Hamit: Adamın asabını bozma kızım evlenirsin adamla bende giderim ondan sonra ne Burcu gelir ne Demir gider herşeyi ben mi söyleyeceğim sana.
İlayda: İyi tamam akıl isteyen olmadı senden sen Burcuyu Demirden uzak tut yeter başka bişey istemiyorum al şunu da (zarf uzatır) içinde ikibin lira var idare et zırt pırt da arama beni.
Hamit: (pişkince) Teşekkürler anneciğim.
İlayda: Pişkin herif iğrençsin sen iğrenç.
Hamit: Teveccühünüz. Güle güle annecik.
İlayda: (homurdanarak çıkar) Umarım görüşmeyiz birdaha.

Gündüz Gece 4

0 yorum
(Kafede oturmaktadır. Telaşlıdır. etrafa bakınmaktadır. Hamit gelir.)
Hamit : Merhaba
Burcu : (Sinirli) Ne istiyorsun yine!
Hamit : Dur sinirlenme hemen, sadece anlaşmamıza uymadığına dair haberler alıyorum.
Burcu : Ne saçmalıyorsun! Dediklerini harfiyen yaptım ya!
Hamit : Geçenlerde sahilde birlikte otururken görülmüşsünüz. Neden bir araya geldiniz? Görüşmeyeceğin konusunda anlaşmıştık.
Burcu : (Şaşırarak) O mu ? Eee... Şey... Sadece son bir kez benimle konuşmak istemiş.
Hamit : Ne konuştunuz?
Burcu : (üzülerek)Beni nasıl yüz üstü bıraktın diye söylendi durdu.
Hamit : Sen ne dedin.
Burcu : (Ağlamaklı) Bir şey diyemedim. Sonra da kalktı gitti zaten.
Hamit : İyi bakalım. Biliyorsun bunu ikinizin de iyiliği için yapıyorsun. Duygularına yenilme. Bir daha ararsa da bana haber ver. Bak sakın unutma.
Burcu : Tamam be! Artık konuşmak istemiyorum, lütfen gider misin (ağlamaklı)
Hamit : Tamam. Bana kızma ama ben sadece ikinizin de iyiliğini düşünüyorum. Şimdi gidiyorum. Herhangi bir ihtiyacın olursa ara. Mevzu ne ise hallederiz.
Burcu : Senden hiçbir şey istemiyorum. Bundan sonra bir daha karşıma çıkma yeter!
Hamit : Tamam. Sen sözünü tutarsan bende sözümü tutarım. Anlaştık mı ?
Burcu : Defol!
Hamit : Bir daha görüşmek zorunda kalmayız umarım kendine iyi bak.
Burcu : [ Nedir bu benim çektiğim. Sevdiğimden ayrıyım ve bunun sebebi benim nasıl bir sınavdır bu Allah'ım!]




Gündüz Gece 3

0 yorum
(mekan bir birahanedir)
Demir:(iç çeker ve birasından bir yudum alır; kendikendine) Yaa sen gideli ne kadar oldu hatırlamıyorum bile.

(daha arka masaların birinde demiri görmeden)
Burcu:Keşke o gün gitmeseydim ne kadar oldu bilmiyorum.

Demir:Keşke şuan burada olsan.

Burcu:Buralardasın sanki kokun geliyor burnuma (çevresine boş boş bakar) keşke bu koku sahi olsaydı fakat anlıyorumki hala senin hayalin.

Demir:Nerdesin, kimlesin keşke bilebilsem.

Burcu:Acaba evlendin mi yoksa bu şehirde sırf ben varım diye terk mi ettin keşke bilebilsem.

Demir: Keşke...

Burcu:Senin hakkında bu kadar bilgisiz kalmaktan nefret ediyorum.

Demir:seni ben hala çok seviyorum.

Burcu: O İlayda denen şeytan hala yakanda değilmi.

Demir:Yokluğunu başka bedenler bastırmıyor.

Burcu:Ferit keşke hala Demire ait olduğumu bilsen.

Demir: Keşke...

Burcu:Keşkelere sığınmaktan nefret ediyorum.

Demir:Bana ne olur de!(ağlamaklı) Ne olur!

Burcu:(ağlamaklı) Sana yalan söylemekdi belkide en büyük hatam yada yalanların arkasına sığınıp beni koruduklarını zannetmek.

Demir:Hatalıydın sevgilim benim olduğum kadar.

Burcu:Evet hatalıydım. Ve yalancıydım senin bana yalancı olduğun kadar.

Demir:Ne değişti şimdi.Daha büyük yalanların kölesi oldum ve azad edilmeyeceğim biliyorum.

Burcu: Ama artık bu hiçbirşeyi değiştirmez(der ve birasını yarım bırakıp mekanı terkeder)

Demir:Kokun hala burnumda sanki burdaymışsın gibi(der ve birasını bitirip mekanda sızar)

Gündüz Gece 2

1 yorum
(Akşam olmaktadır. Güneş batmaktadır. Sahilde yürümektedir.)


İlayda : Sevgilim ne güzel değil mi ? Bak güneş batıyor.
Demir : Güneşin batması mı güzel?
İlayda : Bak ne güzel manzara işte. (Duraksar) Neyin var sevgilim? Bak küseceğim ha.
Demir : Yok bir şey öyle dalmışım sadece. Evet çok güzelmiş.
İlayda : Yok sende bir şey var. Anlatacaksın.
Demir : Bir şey yok dedim ya ilayda.
İlayda : Peki söyle bakalım ben sana az önce ne dedim?
Demir : Nasıl ne dedin? Manazara güzel dedin.
İlayda : Hayır ondan önce ne dedim söyle bakalım.
Demir : (Düşünür.) Valla hatırlarmıyorum dalmışım öyle.
İlayda : Küstüm! Ne bu ? Bir günü kendimize ayırdık güya. Ne olur işi gücü unutsan !
Demir : Tamam, tamam, hadi ne yapalım bakalım bugün.
İlayda : Öyle dalmak yok tamam mı?
Demir : Tamam dedim ya. Hadi ne yapalım?
İlayda : Lunaparka gidelim.
Demir : Lunaparkta ne yapacağız?
İlayda : Birlikte çarpışan arabaya bineriz, sonra ne bileyim gondola bineriz.
Demir : Ne işimiz var şimdi lunaparkta, iyi hadi gidelim bakalım.


(Burcu yanında Ferit'le birlikte oturmaktadır.)
Ferit   : Aşkım,
Burcu : Efendim
Ferit   : Sen olmasan ne yapardım bilmiyorum. Sana baktıkça ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum.
(Burcu tebessüm eder)
Ferit   : Gel sana bir sürprizim var bugün.
Burcu : Ne sürpriziymiş bu?
Ferit   : Öyle olmaz söylersem ne sürprizi kalır.
Burcu : İyi bakalım gidelim.
Ferit   : Garson! Hesap lütfen.


(Lunapark, Demir İlaydayla Çarpışan arabaların önünde sıra beklemektedir)
İlayda : Ne güzel değil mi? Biz şu maviye binelim o daha hızlı.
Demir : Tamam ona bineriz. [ çarpılan  çok severdi çarpılan arabaya binmeyi ne de güzeldi. ne yapıyorum ben Allah'ım! ] İlayda başka bir şey yapalım, çocuk muyuz biz? Çarpışan araba da ne oluyor?
İlayda : (sitemkar) Olmaz! Söz verdin bir kere! bineceğiz! Lütfen ama lütfen.
Demir : [Ah bir bilsen neler anımsatıyor bana sende binmek istemezsin. ] (sıkılarak) İyi yamam bineceğiz, tamam.
İlayda : (Demiri öper) Sözünü tutan aşkım benim.


(Burcu'yla Ferit bir çay bahçesinde oturmaktadır.)
Ferit   : Bak hayatım, şu manzarayı görüyor musun? Ne kadar güzel değil mi ?
Burcu : Hı hı, evet çok güzel.
Ferit   : Aşkım, bu aptal adam seni deliler gibi seviyor. Sana layık değil böyle bir yer ama (İçeriden kemancı romantik bir müzik çalarak girer. cebinden yüzük çıkartır.) Benimle evlenir misin?
Burcu : (şaşırarak)Ne diyeceğimi bilmiyorum Feri. Çok ani olmadı mı böyle?
Ferit   : Daha fazla bekleyemedim. Sensiz geçen dakikalarım yıllara dönüyor.(Heyecanla) Cevap verecek misin?
Burcu : Şu anda hele de burada sana bir cevap veremem! Biraz düşünmeme izin ver.
Ferit   : Niye mekanı mı beğenmedin? Ah salak kafam tabi mekanı beğenmedin sen. Tabi düşünebilirsin ama uzatma olmaz mı? Ben sensiz yapamıyorum.
Burcu :Mekanı beğenmemek mi? Ah bir bilsen, Askere gitmeden önce burada "Bekle" dedi bana.] Mekanı beğenmemek değil, sadece biraz zamana ihtiyacım var.


(Demir çarpışan arabada)
Demir :Sen yanımda yokun ama anıların hep yanımda.]


(Burcu Çaybahçesinde)
Burcu : Sen yakınına sokmuyorsun ama anıların yakamı bırakmıyor.]




Gündüz Gece

0 yorum
ftğrf


(Sahilde bir bank, etrafta ışık yok, bankta oturan iki kişi ve deniz)
Demir : Bir gün bu noktaya geleceğini biliyordun. Bile bile devam ettin ...
Burcu : Düşünemiyor insan. Düşünmüyor.
Demir :  ...
Burcu : Susma öyle, bir şey söyle.
Demir : Ne diyeyim?
Burcu : (Ağlamaklı) Demir!
Demir : Ne Demir! Demir ne! Bana Demir deme!
Burcu : N'olur!
(Kalkar, deniz kıyısına ilerler, durur.)
Demir : Bir daha sakın bana ne olur deme! O kadar çok şey olur ki! Yine gözlerindeki saflığa kaptırırım kendimi, yine inanırım onca yalana yine yeniden ve tekrar tekrar! Ne mi olur? Çok şey olur Burcu. Bir daha bana ne olur diye sorma! Çok şey oldu!
(Yürümeye başlar. Koşar gibi ilerler.Burcu'yu geride bırakır)

(Mekan otel lobisi, bekleme koltuklarından oturmaktadırlar. Aykut ortama yeni katılır.)
Aykut : Naber millet. N'apıyoruz bu gece? Demir nerede?
İlayda : Bilmiyorum "ufak bir işim var" dedi, çıktı. Gideli de oldu biraz.Gelmesi lazım bu aralar.
Doğu : (Alaycı) Kraliçemiz saatlerdir prensinin gelmesini bekliyorlar.
İlayda : En azından beklediğim bir prens, senin gibi kurbağa değil.
Aykut : (Gülümseyerek) Sen kaşındın panpa.
(Demir otelin kapısından girer.)
Doğu : Hah, beyimizde geldiler. Gözünüz aydın hanımefendi.
İlayda : Aman be, zevzek başka işin yok mu senin. (seslenir) Demir! Demir! burdayız.
Demir : N'aber millet?
Aykut : N'apıyoruz bu gece?
Demir : Yorgunum pek dışarı çıkacak durumda değilim. Siz takılın.
İlayda : Olmaz öyle ama senin mutlaka gelmen lazım, Biliyorsun şekerim sensiz olmaz.
Demir : Yorgunum, bu gece beni mazur görün.
İlayda : Demir! N'olur!
Demir : Sakın bir daha bana n'olur deme!
İlayda : Ne oluyor? Neye kızdın şimdi?
Demir : Özür dilerim. Çok yorgunum siz takılın olur mu ?
İlayda : (sinirle) İyi tamam. Ne yapıyorsan yap! Ara uyandığında tamam mı!
Demir : Ararım. Hadi görüşürüz ben odama çıkıyorum.

(Arkası yarın...)


İlahi Komedi 2

1 yorum


Zebani : Sırayı bozmayın, sırayı bozmayın diyorum size anlamıyor musunuz?
Dayyip : Bizde sıra bekliyor muyuz?
Zebani : Sen kimsin ulan?
Dayyip : Eee., Ben Dayyip, halk arasında Kasımpaşalı olarak da bilinirim.
(Zebani defteri kontrol eder.)
Zebani : Oooo, Ooooo, Kimler gelmiş kimler? Açın yolu açın,protokol geliyor çekilin. Buyrun size öncelik var elbette. Sizi şöyle cehennemin dibine alalım.
Dayyip: Durun! Durun ne cehennemi! Ben nasıl cehenneme giderim ?
Zebani : Şimdi şöyle sırat köprüsünün üstünden artistik bir hareketle dalış yapıyorsunuz. Sizin kat bayağı aşağıdaymış, düşme süresi uzun olduğunda artistik puanınızı yükseltebilirsiniz.
Dayyip : Ne saçmalıyorsunuz sen?
Zebani : Artistlenme hemen, damarın tutmasın, bak burda yazıyor; cehennem 5. kat gördün mü? Yeni adresin burası. Bizde emir kuluyuz.
Dayyip : Saçmalık bu!  Bu tür haberler, benim itibarıma gölge düşürmek isteyen malum çevreler tarafından uydurulmuştur.
Zebani : Yuh! İndir elini indir! ulan sol omuzundaki melek 5 kere istifasını vermiş ne bu arkadaş 7 / 24 mesaimi olur diye,  birde  uydurma diyorsun.
Dayyip : Halkımız % 50 oy vererek bize bu hakkı verdi.
Zebani : Günah kitabında neredeyse %100 dolulukla bana bu hakkı verdi.
Dayyip : Tamam halka soralım, Bu sıradakilere soralım bakalım. Benim cennete gitmemi isteyenler EVET, istemeyenler HAYIR desin. Bu arada hayır diyenler cehennemliktir. illede sandık, sandık, sandık.
Herkes : ZATEN CEHENNEMLİĞİZ!!!
Dayyip : Yapmayın ya!? Bakın %50'den az alırsam yakarım kendimi!
Zebani : Merak etme biz hallederiz o işi sen sıkma canını.
Dayyip : Bizim böyle bir düşüncemiz yok, demokratik sistemlerde bu iktidarın yetkisidir.
Zebani : Garibim yaktı galiba devreleri, hop burası meclis değil geç şöyle ilerle, daha gelecekler var.
Dayyip : Mızrağınıda al git ulan!
Zebani : Yürü ulan!
Dayyip : Artistlik yapma! iyi zabanisin! iyi zebanisin artistlik yapma!
(Zebani iter, dayyip düşer.)
Zebani : Nedir ulan bunlardan çektiğimiz. Sıradaki; Kamil Kılınçtaroğlu!
Kamil : Sıraya girdik ama yemin etmeyeceğiz!
(Tu bi kontinyud...)

İlahi Komedi

1 yorum
(Kıyamet kopmuştur. Herkes sırasını beklemektedir. Zeus, Athena, Phoseidon ve diğer Olympos tanrıları oturmaktadır.)
Yunan : (nefes nefese) Zeus! Zeus sonunda buldum seni. Kıyamet kopmuş sana ölene kadar taptım, ibadetimi hiç aksatmadım kurtar beni.
Zeus : Sen yedin mi o mevzuyu (Gülümser).
Yunan : (Şaşırır) Nasıl?
Zeus : Sen hiç mi mitoloji okumadın? Karım Hera'dan korktuğumdan bir erkekle ilişkiye girmek için onu ineğe çevirip öyle ilişkiye girdiğim bir mit var biliyor musun? 
Yunan : Evet biliyorum, bir tane kadını da çiçeğe çevirmiştin.
Zeus : Hah işte, ulen bu kadar saçma bir iş yaptığımı düşünüyorsan tanrı olabileceğimi nasıl düşündün. Mal mısın sen? (Tanrılar hep birlikte gülüşürler.)
Yunan : Ne yani hepsi yalan mıydı? Biz ne yapacağız?
Athena : Zeus'un dürttüğü ilk inek değilsin.
(Hep birlikte kahkaha atarlar).
Phoseidon : Senin durumun yine iyi, burada cehennemi üstüne kurdukları adam var.
Athena : Kimmiş?
Phoseidon : Henüz net bir bilgi yok. Onca yıl sahte tanrılık yaptın cehennemi kendi üstüne yapamdın mı?
Zeus : Saçmalama, bende bilmiyordum ki böle bir şey olduğunu. Hem ben bu hıyarların uydurmasıyım. Anlata anlata beni de inandırdılar bu inekler.
Yunan : Allah belanızı versin! (şaşırarak) Allah mı? O ne ki?
Zeus : Bilmem Allah söyletti herhalde. Bak bende dedim.
(kenardan sahneye minibüs şöförü girer.)
Şoför : Cehennem bir-ki, cehennem bir-ki, haydi haydi.
Zeus : İlk sıra benimdir herhalde.
Şoför : (engelleyerek) Hop Zeus sıranı bekle, senden önce Türk siyasi tarihi var hepsini yerleştirelim.
Phosedion : Nasıl yani? Onca zaman tanrılık iddia ettik bizden ön sıradalar mı?
Şoför : Böbürlenme Phoseidon senden günahkar siyasiler var. ( Kahkaha Atar.)
(Minibüsten ses gelir.)
Sütliman : Binanaleyh ne zaman kalakacağız yahu.
Serbülent : Rahşaaaannnn nerdesin rahşşaaaann.
Nizamettin : Onlara oy verenler cehennemliktir.
Sütliman : Bu zaten cehennem dolmuşu binnaleyh bizde cehenneme gidiyoruz.
Nizamettin : Sen gidebilirsin bizim yolumuz başka.
Serbülent : Efenim, ıııı bindiğimiz dolmuş ıııı cehennem dolmuşu sayın "Z", ıııı durum vahim sanıyorum.
Sütliman : Gidiyorsak gidiyoruzdur binanaleyh.
Tandu : Allah'ı size emanet ediyorum
Sütliman : Fakir vardı, Paramız vardı. Biz mi sevap işlemedik.
Şoför : Tamam patlamayın kalkıyoruz şimdi. Hadi hadi geçin bakayım yunan tanrıları (gülerek)
Şoför : Cehennem bir-ki cehennem bir-ki cehennem bir-ki kalkıyooooorrrr...
Dayip : Beni de bekleyin, Geliyorum. Bi daha geliyorum.
Şoför : Siz şeref konuğusunuz buyrun, üstünüzde baya bir vebal var öne geçin buyrun.




Yalnızlık Nevrozu

0 yorum
(Adam yeni uyanmış pencereden dışarıyı izlemektedir.Radyoda Vega - İz Bırakanlar Unutulmaz çalmaktadır. Kadın uyanır.)
Kadın : Günaydın.
Adam : Günaydın.
K : Çok mu uyudum? Saat Kaç?
A : Çok geç değil. Saat 08:30.
K : Dolapta yiyecek bir şeyler var mı?
A : Olması lazım bir bak istersen.
(Kadın yataktan kalkar. Üstünde iç çamaşırları vardır. Dolabı açar.)
K : Fare düşse başı yarılır. (Gülümseyerek) Bir şeyler alsan iyi olacak.
A : (Tepkisiz) Doğru diyorsun, dikkat etmemişim.
(Belli bir süre sessizlikten sonra)
A : İki saattir aşağıyı seyrediyorum da birbirinden habersiz binlerce insan, bir yerlere yetişmeye çalışıyorlar. Kimse birbirinin ne hissettiğini önemsemiyor. Zaman tuhaf bir zaman.
K : Bunları iki saatte mi anladın? Ben daha önceden fark ettiğini sanmıştım. Kıyafetlerim nerede?
A : İçeride kanepenin üstündeler.
K : (Gülümseyerek) Benimki de kafa donumun nerede olduğunu bilmiyorum.
A : (Tepkisiz) Yalnızlaşıyoruz iyice.
K : Anlamadım?
A : Yalnızlaşıyoruz diyorum, birbirimizi önemsemiyoruz, kendimizden başkasını düşünmüyoruz.
K : Tuhaf adamsın, diyordum ya sana tuhafsın diye işte bundan.
A : Evet, tuhafım galiba şey... Sahi adın neydi?
K : Ne yapacaksın adımı nüfus memuru musun?
A : Bilseydim iyi olurdu. Bir sensin şu koca dünya da tanıdığım kişi, senin de adını bilmiyorum.
K : Bende senin adını bilmiyorum ve bilemeye gerekte duymuyorum, sende düşünme.
A : Haklısın, ben tuhafım.
K : Bırak bu tavırları, benden önce kaç ismini bilmediğin kadınla beraber oldun? Çok değil mi? Bırak bu romantik adam ayaklarını.
A : Romantik değil, Sadece yalnızım bunu anlatmak istiyorum.
K : Gece kulübünde etrafında bir ton insan vardı, neren yalnız. Sen yalnızlık görmemişsin.
A : Yalnızım.
K : Saçmalıyorsun, delisin sen.
A : Güzel kadınsın.
K : Teşekkür ederim.
(Kadın üstünü giyinmiştir. Kapıdan çıkarken)
K : Kendine iyi bak.
A : Görüşürüz.
K : Sanmam.
(Kapı kapanır.)
A : Yalnızım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...